Duyum ve Algı

Duyum ve Algı

Çevremizdeki uyarıcıların farkına varmamız ve bu uyarıcılara uygun davranışlarda bulunmamız duyum ve algı aracılığıyla gerçekleşir.

Duyum: Çevremizdeki uyarıcıların sinir akımı haline dönüştürülerek beynimize ulaşmasına duyum denir.
Algı, duyu organları tarafından kaydedilen uyarıcıların beynimiz tarafından örgütlenip yorumlanarak anlamlı hale getirilmesi olarak tanımlanmaktadır.

Duyum, uyarıcıların duyu organları üzerinde bıraktığı etki, algı ise bu etkiye verilen anlam olarak düşünülebilir. Algı, uyarıcılara yapılan yorumlar, anlamlardır.

Duyu organları tarafından kaydedilen uyarıcıların, beynimiz tarafından anlamlı algısal yaşantılar haline dönüştürülmesi bazı ilkeler çerçevesinde yapılır.

Bu ilkeler, algının özellikleridir.
Algının Özellikleri
1) Seçicilik

  • Uyarıcı yapısına ilişkin  etkenler
  • Bireysel etkenler

2) Değişmezlik
3) Örgütlenme
4) Derinlik algısı

Seçicilik
Duyu organlarımız çok sayıda uyarandan etkilenmesine rağmen biz bu uyarıcılardan sadece bazılarını algılarız. Belirli bir anda duyu organlarımızı etkileyen uyarıcılar arasından hangilerini seçerek algılayacağımızı belirleyen süreç Dikkat’tir.  Üzerine dikkat yoğunlaştırılan uyarıcılar algılanırken diğer uyarıcılar ya hiç algılanmaz ya da belli belirsiz biçimde algılanır.

Dikkat hangi uyarıcılar üstüne yoğunlaştırılır?
Bunu, bazen uyarıcıların yapısal özellikleri bazen de algılayan kişinin özellikleri belirler.
Uyarıcılardan hangilerine dikkat edileceğini belirleyen etkenler:

1) Uyarıcının yapısına ilişkin etkenler
2) Algılayan bireyin özelliklerine ilişkin etkenler

Dikkati Belirleyen Uyarıcının Yapısına İlişkin Etkenler

Şiddet ve büyüklük: Bir uyarıcını şiddeti ve büyüklüğü arttıkça algılanma olasılığı da artar.

Örneğin parlak bir rengin algılanma olasılığı daha fazladır. Yan yana duran binalardan yüksek olanı daha çabuk algılanır.

Kontrast: Birlikte bulunduğu uyarıcılarla kontrast oluşturan bir uyarıcının algılanma olasılığı daha yüksektir.

Örneğin, siyah elbiseli bir grup insan arasındaki beyaz elbiseli bir kişi.

Dikkati Belirleyen Uyarıcının Yapısına İlişkin Etkenler
Hareket: Hareket halindeki nesnelerin algılama olasılığı daha yüksektir.

Tekrar: Örneğin, yanıp sönen bir ışığın algılanma olasılığı sabit bir ışıktan daha yüksektir.

Gariplik ve yenilik: Alışılmadık veya garip olan bir uyarıcı daha çabuk algılanır. Örneğin sınıfta bir yatak bulunması.

Dikkati Belirleyen Bireysel Etkenler
İhtiyaçlar: Örneğin, aç olduğumuz zaman pişmekte olan bir yemeğin kokusunu algılarız. Araba alacaksak araba reklamları dikkatimizi çeker.

Beklentiler: Örneğin, salonda misafirleriyle konuşan bir annenin içerde ağlayan bebeğinin sesini duyma olasılığı misafirlere oranla daha yüksektir.

İlgiler: Cep telefonlarına ilgili bir birey yeni bir modeli diğer bireylerden daha çabuk algılayacaktır.

Öğrenme: Geçmişte öğrendiklerimiz hangi uyarıcılara dikkat edeceğimizi etkiler.

Algıda seçilikle ilgili gözden geçirilen bilgiler günlük yaşamda ve farklı alanlarda kullanılmaktadır.

Trafik ışıklarında, tekrar ve şiddet gibi özelliklerden yararlanılmaktadır.

Reklamcılar, şiddet, tekrar, hareket, gariplik gibi uyarıcı özelliklerini kullanmaktadır.

Algıda Değişmezlik

Önümüzde duran bir tabağı bazen daire bazen elips olarak algılamayız. Nereden bakarsak bakalım bir kapıyı dikdörtgen şeklinde algılarız.

Şekil değişmezliği
Büyüklük değişmezliği
Renk değişmezliği
Algıda Değişmezlik
Şekil değişmezliği

Büyüklük değişmezliği: Nesneler uzaklaştıkça gözümüze düşen imgeleri küçülürler, ancak nesneleri hep aynı büyüklükte algılarız. Nesnelerin büyüklüklerini aynı olarak algılamamıza büyüklük değişmezliği denir.

Renk değişmezliğinde de aşina olduğumuz nesneleri hep aynı renkte görürüz. Oysa, nesnelerin renkleri ışık ve gölge durumuna bağlı olarak değişmektedir.

Algıda Örgütlenme
Uyarıcılar tek tek değil, bir bütün içinde algılanır. Bir insanın yüzüne baktığımızda bütün bir yüz algılarız. Müzik parçası dinlediğimizde notaları tek tek değil, bütün bir melodi işitiriz.

Şekil-zemin algısı: Duvara asılı tabloya baktığımızda, tabloyu duvardan farklı olarak algılarız.  Tablo şekil, duvar ise zemindir. Şekil ve zemin birbirinden farklı olarak algılanması sayesinde nesneleri tanımamız mümkün olur.

Gruplama: Bazı uyarıcıları bir araya getirerek bütünlük kazandırırız. Birbirine benzer olan ve birbirine yakın olan ipuçları gruplanır. Süreklilik de gruplamaya yardımcı olur.

Gruplamada Yakınlık
Gruplamada Benzerlik
Gruplamada Süreklilik

Tamamlama: Boşlukları tamamlarız. Anlamsız bir dizi uyarıcı yerine anlamlı bir bütün olarak algılarız.

Algıda Öğrenmenin Rolü
Algının özellikleri doğuştan mı gelir? Yoksa, algının özellikleri öğrenilmiş midir?
Bazıları doğuştan bazıları ise öğrenme yoluyla sonradan kazanılmıştır.

Şekil-zemin, renk algısı vb doğuştan

Değişmezlik, örgütlenme gibi  karmaşık özellikler ise öğrenmeyle kazanılmakta veya öğrenme bu yaşantılara katkıda bulunmaktadır.


%d blogcu bunu beğendi: