Aile ve Toplumsal Gruplar

4. Ders

Aile Kurumu

Aile evrensel bir kurumdur. Hemen her toplumda görülen ailenin değişmez bir takım özellikleri ve fonksiyonları vardır.
Bilinen her toplumun kendine özgü bir aile biçimi vardır. Aile, birbirlerine kan bağı ile bağlı ve çocukların yetiştirilmesi konusunda belirli sorumlulukları olan bir gruptur diyebiliriz. Ailenin oluşabilmesi için evlilik kurumuna ihtiyaç vardır.

Ailenin Sınıflandırılması
Aile sınıflandırmaları ya otorite figürü üzerinde ya da ailenin büyüklük boyutu üzerinde yapılmaktadır.

  • Anaerkil
  • Ataerkil
  • Geniş (büyük aile)
  • Çekirdek (küçük aile)

Ailenin Otoriteye göre Sınıflandırılması
Anaerkil aile:
Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen toplumlarda, toprağa yerleşmeyle beraber ortaya çıkan bir aile türüdür. Erkekler avcılıkla uğraşırlar. Kadınlar ise çocukların bakımı ve korumasıyla ilgilenirler. Güç ve otoritenin anne tarafından kullanıldığı bir aile sistemidir. Kadın ve erkek aynı haklara sahiptir, kadının statüsü daha yüksektir.

Ataerkil aile:
Baba otoritesi ağır basar. Soy babaya dayandırılır. Baba, otoritesini dinden almaktadır, atalarının kurmuş olduğu ocağı ve gelenekleri sürdürmekle yükümlüdür. Ataerkil ailenin birinci görevi soyu devam ettirecek bir erkek çocuğa sahip olmaktır. Baba ailenin bütün mallarının sahibidir. Baba, isterse çok sayıda kadınla evlenebilir.

Ailenin Büyüklüğe Göre Sınıflandırılması
Küçük Aile (Çekirdek Aile):
Anne, baba ve çocukların bir ara yaşadığı toplumsal birimdir. Üye sayısı sınırlı ve azdır. Çekirdek aile evrensel bir olgudur. Başlangıçta sadece evli çiftlerden oluşan, sonra çocuk sayısı arttıkça nüfus bakımından gelişen, çocukların yetişip iş sahibi olmalarıyla ve evden ayrılmalarıyla başlangıç noktasına dönen bu tip ailenin gelişimi sınırlıdır.

Murdock’a göre çekirdek ailenin dört temel işlevi vardır:

  • Cinsel ilişkileri düzenleme
  • Ekonomik dayanışma
  • Üreme
  • Toplumsallaşma.

Çekirdek aile, modern sanayi toplumlarının özelliğidir. Akrabalık ilişkilerinin büyük ağırlıkta olmadığı ya da her iki tarafında akrabalarının eşit olarak tanındığı bir sistemdir. Eşlerin ana-baba ailesi, çekirdek aile üzerinde hak iddia edemez. Ana-baba ailesinin çekirdek aile üzerindeki etkileri azdır. Eş seçimi eşlerin kendi kararlarına bağlıdır. Parsons, bu tür aileyi izole olmuş veya yalıtılmış aile olarak tanımlar. Değerlendirme ve ödüllendirme aile bağlarına göre değil, kişisel ve mesleki yeteneğe bağlıdır.
Litwak ise, ailenin küçüldüğünü ancak geleneksel aile ilişkilerinin modern toplumlarda da hala geçerli olduğunu savunur.

Büyük Aile (Geniş Aile)
Ana, baba ve çocukların dışında birkaç kuşağın bir arada yaşadığı aile grubudur.

Akrabalık bağları güçlüdür.

Özellikle gelişmemiş ve tarımla geçimini sağlayan topluluklarda görülür.

Gelenek ve göreneklere bağlılık ön plandadır.

Aile içindeki en yaşlı üye aile reisidir.

Büyük Aile (Geniş Aile)
Bu modelde, aile kişilerden önce gelir. Kişinin hareketleri grubun kontrolündedir. Tarım toplumlarından endüstri toplumlarına geçiş sürecinde bu aile tipinin gerilemesine tanık olunmuştur.

Aile Kurumuna Teorik Yaklaşımlar

  • Fonksiyonalist Yaklaşım
  • Çatışma Kuramı
  • Sembolik Etkileşim Kuramı

Fonksiyonalist Yaklaşım
Aile, toplumda diğer kurumlar tarafından gerçekleştirilemeyen bazı işlevleri yerine getirir. Bazı kurumlar tarafından bazı işlevleri üstlenilse de önemli görevleri vardır. Bu da aileyi evrensel yapar ve toplumdaki varlığını ve geçerliliğini üstün kılar.

Fonksiyonalist Yaklaşıma Göre Ailenin İşlevleri
Cinsel davranışları düzenlemek:
Aile ve evlilik kurumu bireylerin cinsel davranışlarının düzenlendiği, tatmin edildiği bir kurumdur.

Topluma yeni üyeler kazandırmak:
Toplumun devamlılığı yeni üyeler katılmasıyla olur.

Toplumsallaşma:
Konuşulan dilin, değerlerin, normların ve kültürün bireylere kazandırılması ailedeki toplumsallaşma süreciyle gerçekleşir.
Fonksiyonalist Yaklaşıma Göre Ailenin İşlevleri
Bakım ve korunma sağlanması:
Aile, sıcaklık, yiyecek, barınma, bakım gibi temel ihtiyaçları karşılanmasında doğal bir çevre oluşturur.

Sosyal yerleştirme:
Aile, bireye sosyal statü sağlar. Ailenin sahip olduğu sosyal değerler, toplumsal sınıf bize geçerek devamlılık kazanır.
Fonksiyonalist Yaklaşıma Göre Ailenin İşlevleri
Duygusal destek:
Sevgi, şefkat ve anlayış duyguları aile tarafından verilir.

Toplumda, tüm bu fonksiyonları aile kadar etkin bir biçimde yerine getirebilecek bir başka kurum yoktur.

Çatışma Kuramı
Ailenin toplumda önemli fonksiyonlar üstlendiği kabul edilir, ancak ailenin önemli bir kurum olmakla birlikte burada eşitsizliklerin olduğu öne sürülür. Bu kuramcılara göre ailede erkeğin kadının üzerinde egemen olduğu bir sistem mevcuttur. Friedrich Engels, evlilikte eşlerin zıt duygular içinde olduğunu hatta baskı yaptıklarını ileri sürer. Bu baskı, erkeğin kadın üzerinde kurduğu baskıdır. Birçok çatışma kuramcısı, evliliğin cinsiyetler arasındaki eşitsizliği arttırdığını öne sürer. Bütün aile sistemlerinde kadının ikincil planda olduğunu savunurlar.

Sembolik Etkileşim Kuramı
Bu kuramcılara göre, aile içerisindeki davranışları anlamak için aile üyeleri arasındaki mevcut ilişkilere ve üyelerin bu ilişkileri nasıl anlamlandırdığına bakmak gerekir. Aile içindeki ilişkilerin devamlı değiştiğini ve yeniden tanımlanması gerektiğini savunurlar.  Yeni evli çiftler, yıllar harcayarak yeni ilişki ve rollerini öğrenir, test ederler. Çocuğun doğumu yeni bir uyum sürecini başlatır. Ailelerin görüşleri çocuk sayısı, çocuğun yetiştirilmesi hatta eğitimi gibi konularda değişmeye başlar.

Aile Kurumunun Son Yüzyıl İçindeki Evrimi

Yapı açısından:
Aile büyüklüğü azalmıştır, çekirdek aile tipi egemen olmaya başlamıştır.
Görevleri açısından:
Okul, basın, sağlık ve din kurumları ailenin görevlerinin çoğunu elinden almıştır.
Ancak, ailenin duygusal önemi devam etmektedir.
Çiftler açısından:
Ebeveynler tarafından ayarlanan evlilikler yerini duygusal tercihlere bırakmıştır.

Evlilik Biçimleri ve Analizi
Sosyologlar, evlilik biçimlerini beş temel kategoriye göre incelemektedir:

  • Eş sayısı
  • Grup ilişkileri
  • Çiftlerin yerleşim yeri
  • Otorite ilişkileri
  • Soy ilişkileri

Eş sayısına göre:
Evlilikler tek eşle olabileceği gibi çok eşli de olabilir.
Monogami: Erkeğin veya kadının bir tek eşle evliliği.
Poligami: Kadının veya erkeğin birden fazla eşi olması, çok eşli evlilik.

En yaygın evlilik şekli monogami olmuştur.

Ancak, geçmişte savaş vb gerekçelerle kadın sayısının erkek sayısından fazla olduğu toplumlarda bir erkeğin çok kadınla evliliği görülmektedir.

Hiyerarşiye göre:
Bazı sosyal gruplar grup dışından evliliklere izin verirken bazı gruplar buna izin vermez.

Exogami: Grup dışı evlenme
Endogami: Aynı sosyal grup içinden evlenmeler
Endogami, bazı dini ya da etnik gruplarda görülür. Amerika da siyahlar arasında sık rastlanır.

Çiftlerin yerleşim yerine göre:
Yeni evlenen çiftler nerede oturacaktır?
Toplumsal normlar bunu belirler.
3 yerleşim biçimi vardır.

  • Patrilokalite: Erkeğin ana-baba tarafında oturmadır. Kadın, erkeğin ana-baba evine veya yakın bir yere yerleşir.
  • Matrilokalite: Erkeğin, kadının ailesinin yanına yerleşmesidir.
  • Neolokalite: Evli çiftin ana-baba ailelerinden ayrı, onlardan bağımsız bir yere yerleşmeleridir.

Otorite İlişkilerine göre:
Eşler arasındaki otorite kalıbını belirleyen genelde eşlerin kişilikleridir.

  • Patriyarki: Erkek otoritesinin üstünlüğü
  • Matriyarki: Kadın otoritesinin üstünlüğü
  • Egaliteryan: Karı-kocanın eşit söz hakları

Soy ilişkilerine göre:
Aile reisi öldüğünde mirasın nasıl paylaşılacağıyla ilgili bir sınıflandırmadır.

  • Patriliniyal: Mirasta baba soyunun üstünlüğü
  • Matriliniyal: Ana soyunun üstünlüğü
  • Bilateral: Her iki tarafında eşit hak alması. Bilateral sistmemde her iki tarafın da akrabaları tanınır ve mirastan pay almak hakkı doğar.

Türkiye’de Aile
Geniş aile yapısında gerileme vardır.Buna karşılık Parsons’ın endüstriyel ekonomiye daha uygun bulduğu çekirdek aile düzenli bir artış göstermektedir. Günümüzdeki hakim aile biçimi çekirdek ailedir. Çekirdek aileler içindeki çocuk sayısı da azalma göstermektedir. Özetle, sanayileşme, modernleşme ve kentlileşme sürecine paralel bir biçimde Türk aile yapısı da değişmektedir.

Türkiye’de aile ile ilgili konuşurken tek bir prototip olmadığını, yöresel, alt kültür, vb. bakımlardan çok farklılıklar olduğunu kabul etmemiz gerekir. Ancak kabaca ikiye ayırabiliriz:

  • Geleneksel/kır kökenli
  • Değişen (modern)/kent kökenli aile

Aile sistemi kuramları arasında Türkiye’ye uyarlamak açısından en elverişli olanı Minuchin’in Yapısal Aile Sistemi Kuramıdır (1976).  Bu kuramın temel bir ögesi olan sınır kavramı Wood (1985) tarafından geliştirildiği şekliyle geleneksel Türk aile sisteminde görülen yapıyı anlamaya yardımcı olabilir. Aile yapısında sınırlar iki boyut tarafından belirlenir (Wood, 1985). Bunlardan biri kuşaklar arası hiyerarşi olup, ailede rol ayrışımının ne denli güçlü olduğuna bakılır. Diğer bir deyişle hiyerarşi yetki ve denetimin, sorumluluk ve bakımın kimden kime doğru akacağını belirleyen kural, adet ve beklentileri tanımlayan boyuttur. Çok kuvvetli hiyerarşi ebeveyn diktasına kayabilir, çok zayıf hiyerarşi ise anarşiye. Özetle sınırların dengeli ve esnek olması esastır. Geleneğimizden hiyerarşiye örnek: “su küçüğün, söz büyüğün”.

İkinci boyut ise kişiler arası yakınlık boyutu olup, ilişkisel içiçeliğin düzeyini belirler. Özetle bireyler arasındaki kararların, duyguların, kişisel bilgilerin paylaşım yoğunluğuna, derecesine bakılır. Örneğin genç önemli bir yere ne giyeceği konusunda annesinin fikrini alır, bir anne teyzeyi yani kardeşini kızına çekiştirir, kardeşler birbirine dert yanar. Yakınlığın düşük düzeyde olduğu bir ailede bireyler bağımsız olur ama yalnız da olabilirler. Yakınlığın yüksek olduğu bir ailede ise, karşılıklı destek güvencesi vardır ama bağımsızlık ve özerklik kısıtlı olabilir.

Bu sınırların yanısıra, özellikle ülkemiz için önemli bir diğer sınır vardır ki bu da cinsiyetler arası hiyerarşi olup, kısaca ataerkil düzenimizi tanımlar (Fişek, 1991, 1993).

Özetle bu üç boyut, bireyin aile içinde hem ayrılık hem de aidiyet hissetmesini sağlayan sınırları tanımlar (Minuchin, 1976). Hiyerarşi bireyin, diğer kuşak ya da cinsiyetten aile üyelerine göre konumunu, aynı kuşak ya da cinsiyet grubunda iç ittifakı, kontrol ve bakım davranışlarının kimden kime doğru yöneldiğini tanımlarken, yakınlık aile içi ilişki ağının yoğunluğunu, paylaşım, samimiyet ve duygusal tepki derecesini ifade eder (Wood, 1985; Fişek, 1991).

Bulgularla Geleneksel Aile
Erkek egemen bir çerçeve içinde, geleneksel ailede maddi ve manevi karşılıklı bağlılık, sadakat, ailenin çıkarının bireyinkinden önde gelmesi, kendine biçilen cinsiyet rolünü benimsemek, aile bireylerinin ihtiyaçlarına duyarlılık, çatışmadan kaçınmak geleneksel aile bireylerinin önemli özellikleri olarak ortaya çıkıyor. Türkiye’de ailelerin etkileşimine bakınca ailenin geleneksel etkileşim örüntüsünde güçlü bir kuşaklar ve cinsiyetler arası hiyerarşi ile yüksek ölçüde kişilerarası yakınlık olduğu görülür (Fişek, 1991, 1993, 1995). Geleneksel aile ortamında anne-çocuk bağı karı-koca bağından daha önemli olur. Kullanılan çocuk yetiştirme yöntemi bir duygusal bağlılık atmosferi içinde çocuğa açıkca sevgi vermek (Kağıtçıbaşı, Sunar & Bekman, 1988); bunun yanısıra yakın bir denetim ve kontrol sürdürmek, ve sevgiye karşılık beklemek, merak ve inisyatifi, özerkliği özendirmemek yönündedir (Fişek, 1993; Kağıtçıbaşı & Sunar, 1992). Araştırmalarda geleneksel gençlerin benlik yapıları toplulukçu, ailevi, karşılıklı bağlılık içeren bir yapı olarak belirlendi. En çarpıcı bulgu, özellikle çocuk-anne ilişkisinde yoğun bir duygusal alışveriş ve sevgi, destek, sadakat, bakım beklentisi, içiçelik, ve çocuğun benliğinde annenin iç varlığı idi. Baba ile görece hiyerarşik mesafe bir ayrışıklık sağlayabiliyordu, babanın etkisi önemli olsa da, anneyle olduğu gibi benliklerinin bir parçası olarak yaşanmıyordu.

Bulgular İstanbul, Edirne ve Diyarbakır gençlerinde pek de farklılık göstermiyordu.

Sonuç olarak geleneksel resimde oldukça ailevi, geç ergenlikte bile ana/baba ve aile bağlamı içinde yoğrulan bir benlik yapısı söz konusu. Ailenin beklediği de budur, uslu, sadık, sorumlu, hayırlı bir evlat.

Toplumsal Değişimin Sonuçları
Sosyal ve ekonomik değişim Türkiye’de, hiyerarşik ataerkil düzeni baltalamakta, ama ilişkisel yakınlık yönelimi gücünü korur görünüyor (Fişek, 1998; Kağıtçıbaşı, 1996). Evlilikte neler oldu? Batılılaşma, eğitim, kadının para kazanması sonucunda eş seçiminde  bireylerin sesine de yer verilmeye başlandı. Anneler daha demokratik tutumlar sergiliyor ama demokrasiyi arkadaşlık olarak anlıyorlar, eşitlikçilik, özgür seçim olarak değil (Fişek, 1986). Çocuğun bireysel yaşantısı ve başarısı önemli, çocuktan maddi beklenti azalmış, ancak manevi yakınlık beklentisi süregelmekte, duygusal karşılıklılık hala önemli. (Sunar & Fişek, 2005).
Geleneksel ailedeki çocuk ailedeki rolüne, konumuna uygun bazı haklar elde ederken, toplumsal değişimle birlikte değişen ailede, çocuk kendi isteklerine daha çok sahip çıkacak; ancak ana -babasıyla duygusal yakınlık ve güven hissi değişmeyecek.

Boşanma
Boşanma oranı özellikle endüstrileşmiş toplumlarda daha yüksektir. Ailenin birçok fonksiyonlarını başka kurumlara devretmesi aile üyeleri arasındaki duygusal bağların da giderek zayıflamasına neden olmuştur. Boşanmanın nedenleri hem bireysel hem toplumsal açıdan ele alınabilir.
Bireysel Nedenler:

  • Erken yaş
  • Evlilik süresinin uzunluğu: Uzun yıllar beraber yaşama boşanma olasılığını azaltmaktadır.

Toplumsal Nedenler:
Boşanmalar toplumların ekonomik refah dönemlerinde artış göstermektedir. Refah, insanları yaşamda kalmak ve para kazanmak gibi sorunlardan uzak tutmaktadır. Boşanma ve evlilik konusunda değer ve tutumların değişmesi de boşanmaları arttırmaktadır.

GRUP KAVRAMI

Toplumsal grup:
Üyeleri arasında belirli ilişkiler (ortak amaç ve çıkarlar) bulunan, Bir sürekliliği olan insan topluluğudur. Bu iki öğe toplumsal grubu diğer insan kalabalıklardan ayıran temel ölçütlerdir.

Grup Kavramı
Bir film veya tiyatroyu izleyen seyirciler veya bir otobüste yolculuk eden insanlar birer grup değildir. Bu insanlar arasında belirli ilişkiler yoktur. Birbirlerini bilmezler, tanımazlar. Çok kısa süreli birlikte olurlar. Aralarında bir etkileşim yoktur. Grubu oluşturan insanlar, kendilerini bir grup olarak nitelendirmedikleri sürece bu topluluğu grup olarak düşünemeyiz. O halde, kişilerin grup olduklarının bilincinde olmaları da gruplaşmada önemli bir etkendir. Grupların oluşmasında bazen mekansal yakınlık ön plandadır. Aynı mahalle, aynı okul gibi. Bazen davranışlardaki benzerlik ön plana çıkar. İnsanlar kendileri gibi olan, benzer özellikler gösteren kişilerle bir araya gelirler.

Özetle grup:
Üyeleri arasında belirli ilişkiler bulunan ve her üyenin grubun varlığını bilinçli olarak fark ettiği, iki ya da daha çok üyeden kurulu nispeten sürekli bir insan topluluğudur.

Toplumsal Grup Çeşitleri
Charles Horton Cooley grupları ikiye ayırmaktadır.

  • Birincil Gruplar
  • İkincil Gruplar

Birincil Gruplar
Birincil gruplarda yüz yüze ilişkiler, yardımlaşma, dostluk ve sevgi bağları yüksektir. Üyeler, üyelik ve bizlik duygusuna sahiptir. Grup dayanışması yüksektir. Aile, oyun grubu, komşuluk, akrabalık gibi. Birincil gruplar, karşılıklı güven ve sevgi unsurlarına dayanan birincil ilişkiler üzerine kurulmuştur. Birincil ilişkileri en çok ailede görebiliriz. Aile üyeleri birbirlerinden hiçbir çıkar beklemeksizin her türlü fedakarlığı yapabilirler. Bu ilişkiler içinde, grup üyelerinin yaptığı bir hata, yanlış bağışlanabilir. Birincil gruplarda, grup üyeleri birbirlerine zorunluluklar ve kurallarla bağlı değildir. Her üye sorumluluğunu ve rolünü içten gelerek, bir karşılık beklemeksizin yapar.

İkincil Gruplar
Daha büyük çaplı, resmi gruplardır. Belirli bir amacı gerçekleştirmek için bir aradadırlar. Formal, resmi grup olarak da adlandırılır.
Karşılıklı çıkarlar ön plandadır. Örneğin, şirketler, bankalar, sendikalar, dernekler bu tür gruplardır. Üyeler arasında karşılıklı yükümlülük ve hakları belirleyen şeyler tüzük ve yönetmeliklerdir. İkincil gruplar, endüstriyel toplumların ürünleridir.

İç ve Dış Gruplar
İç ve dış grup kavramları, Amerikalı Sosyolog William Graham Sumner tarafından yapılmıştır.

İç gruplar:
Bizlik duygusuna sahip olduğumuz gruplardır.
Bireyin kendisini özdeşleştirdiği gruplardır.
“Biz”

Dış gruplar:
Grubumuzun dışında olan, bizim için önem taşımayan, üyesi olmadığımız gruplardır.
“Onlar”
Örneğin, rakip futbol takımları, siyasal gruplar

İç ve Dış Gruplar
İç gruplar etnosentrik duyguları pekiştirir. Çünkü, iç grup için kendi aralarında olan her şey en iyi ve uygun olandır. Dış gruplarda olan ise kötü ve tahammül edilemez olarak değerlendirilebilir. İç grup üyeleri, kendilerini dış gruplara kıyasla daha üstün görürler.

Referans Grubu
Bireyin davranışlarını ve kendini değerlendirdiği, örnek aldığı gruplardır. Bu kavram, Herbert Hyman tarafından geliştirilmiştir. Birey zaman zaman birkaç referans grubunu kendine örnek alabilir.

  • Elektronik Etkileşim Grupları teknolojik gelişmelerin sonucunda oluşmuştur.
  • Internet grupları insanlar birbirlerini görmeden mesajlarla iletişim kurup hatta evlenebilmektedir. Elektronik gruplar da aidiyet duygusu ve süreklilik taşımaktadır.

Elektronik Etkileşim Grupları
Bazı yazarlara göre İnternet toplulukları “sahte topluluklardır” ve samimiyetten uzaktır. Bu tarz ilişkilerin yaygınlaşması toplumsal ilişkileri yoksullaştırmaktadır. Yüz yüze etkileşimin getirdiği duygular burada yoktur. Samimiyet konusunda kuşkular vardır.

Küçük Gruplar
Az sayıda üyeden oluşan ve aralarında yoğun etkileşim olan gruplardır. Küçük gruplar birincil veya ikincil olabilir. Birkaç sayıda eski arkadaşın bir araya gelmesi birincil bir grup iken asansörde kalan birkaç kişinin oluşturduğu grup ikincil grup özelliği gösterir.

Küçük Gruplarda Liderlik
Lider, grubu başarıya götüren, önemli kişilik özellikleri olan ve diğerlerini etkileme gücü yüksek olan kişidir.

Küçük gruplarda iki tür liderin etkin rol oynadığı gösterilmiştir:

  • Araçsal lider
  • Etkileyici lider

Araçsal lider:
Grubu amaçları doğrultusunda başarıya götürür. Planlama yaparak grubu organize eder, yönetir.

Etkileyici lider:
Grup üyeleri arasındaki uyum ve dayanışmayı arttırır. Morali yüksek tutarak sürtüşmeleri azaltır.

Grup Normları
Grupların en önemli özelliği üyelerinin uymak zorunda olduğu normlar geliştirmeleridir.
Norm, bir grup içinde hangi davranışın uygun, hangi davranışın ise istenmediğini belirten kurallar sistemidir.
Ortak davranış biçimi, ortak tutum ve inançlar, ortak duygular, giyim tarzı, ortak dil norm olabilir.


%d blogcu bunu beğendi: