KÜLTÜR VE TOPLUMSALLAŞMA

3. Ders

Kültür Kavramı

Toplumda yaşayan insanların tüm öğrendiklerini ve paylaştıklarını kapsayan bir kavramdır.

Dünyaya gelen her birey, dilini, dinini, sosyal yaşantısını, görgü kurallarını belirli bir kültür kalıbı içerisinde öğrenir.

Değer, inanç, sosyal ilişkiler öğrenilir. Bunlar kültürü oluşturur.

Kültür, ne yapıp ne yapmayacağımızı öğretir.

Bunları o kadar içselleştiririz ki bunun dışında olan şeyleri doğru olarak kabul etmeyiz.

Örneğin, köpek ve kedi etini yemeyiz. Ancak bazı kültürlerde bu tip etler yenir.

Kültürün koyduğu kurallar parçamız olur.

Kültür toplumsal bir üründür, insanlar arası etkileşim sonucu doğup gelişir.

Kültür toplumdan topluma değişiklik gösterir.

Her toplumun düşünce, değer ve inanç sistemleri farklıdır.

Kültür, doğuştan edinilmez.

Öğrenilen davranışlardan oluşur.

Topluma her katılan üye kültürü öğrenerek geliştirir.

Kültür Kalıpları

Kültürün parçalarının birbirine bağlanmasına kültürel birleşme (integrasyon) denir.

Bize anlamsız gelen ama yaşadığı kültür içinde anlamlı olan birçok gelenek ve inanç vardır.

Hintlilerin ineği kutsal sayması.

Kültür Özetle, “Bir halkın yaşam tarzı” ve öğrenilmiş davranış kalıpları.

Kültürün Öğeleri

Maddi öğeler:

Teknolojik ilerlemeyi, üretim ve becerileri ifade eder.

Manevi öğeler:

Toplumu düzenleyen değer, inanç, yasa, gelenek, görenek ve ahlak kurallarından oluşur.

Kültürün Bileşenleri:

  • Normlar
  • Değerler
  • İnançlar
  • Semboller
  • Dil

Norm, yaptırımı olan kurallar sistemidir.

Her toplumda bireylerin tutum ve davranışlarını belirleyen, nasıl giyineceğimizden, nasıl yemek yiyeceğimize, belirli yerlerde nasıl oturacağımıza ilişkin çeşitli normlar vardır. Normlar, ödül ve ceza ile güvence altına alınırlar.

Norma uygun bir davranış ödüllendirilirken uygun olmayanlar cezalandırılır. Örneğin, toplum tarafından dışlanma.

Kültürel Değerler

Değerler, hangi toplumsal davranışın iyi, doğru ve istenilen olduğunu belirten, paylaşılan ölçüt veya fikirlerdir.

Norm ve değer arasındaki ayrım:

Değerler soyut ve genel kavramlardır, normlar ise belirgin ve yol göstericidir.

Değerler davranışa yol gösteren genel ilkelerdir.

Normlar, insanların nasıl davranması gerektiği konusunda beklentilerdir.

Aşağıdakiler norm ve değerlerle ilgili birkaç örnektir:

Eğitime değer veren bir toplumda, eğitimle ilgili normlara ağırlık verilir.

Başarılı olmak, mesleğinde ilerlemek toplumlar tarafından benimsenen ortak bir değerdir.

Doğu toplumlarında Aileye bağlılık önemli bir değerdir.

Çocuklar ailelerine bağlılık içinde büyütülürler.

Ailenin çıkarı kişisel çıkarlardan önce gelir.

Kültürel Değerler:

Başarı

Disiplin

Kendini geliştirme

Eşitlik

Milliyetçilik

Demokrasi

Saygı

Değerler zamanla değişebilir, yerlerine yenileri gelebilir.

Bireyler her zaman değerlere uygun davranmayabilir.

Gençler ve yaşlılar arasındaki değer çatışmaları buna örnektir.

Kültür İçindeki Farklılıklar

Kültür içindeki farklılıklar geleneksel toplumlarda daha azdır. Bu farklılıklar endüstrileşmiş, gelişmiş toplumlarda daha fazladır. Modern toplumlarda farklı nüfus grupları yaşar, bireyler farklı meslekler yapar. Dolayısıyla bu toplumlar değişime açıktır ve kültür farklılıkları yoğundur.

Gerçek Kültür ve İdeal Kültür

Kültür içindeki bir farklılık, gerçek ve ideal kültür olarak belirlenen bir uyumsuzluktur.

İdeal kültür, toplumu bir arada tutan norm ve değerlerin sadece kurallarda geçerli olmasıdır.

Gerçek kültür ise bu norm ve değerlerin günlük yaşamdaki uygulanışı biçimidir. Örneğin, eşitlik değeri üzerinde duran bir toplumda, gerçekte açlık ve sefalet varsa ideal ve gerçek kültür arasında farklılıklar var demektir.

Demokratik hak ve özgürlükler üzerinde duran bir toplumda, bireylerin seçme ve seçilme hakkı yoksa burada yine gerçek ve ideal kültür arasında fark vardır.

Yüksek Kültür ve Yaygın Kültür

Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, zevkleri, alışkanlıkları olan küçük bir grubun sahip olduğu kültüre yüksek kültür denir. Klasik müzik, resim-heykel sanatına ilgi yüksek kültürün temel değerleridir. Bunun karşıtında, büyük halk kitlelerinin benimsediği yaşam biçimi, zevkler ve değerler yaygın kültürdür (popüler kültür). Örneğin maça gitmek, aile üyeleriyle geziler yapmak

Alt Kültür ve Karşıt Kültür

Alt Kültür:

Toplumun temel kültürel değerlerini paylaşır ancak bunun dışında kendini diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaşam biçimleri olan gruplardır. Gençliğin, ırkların çeşitli etnik grupların oluşturdukları alt kültürler mevcuttur.

Karşıt Kültür:

Bir alt kültür olup değer, norm ve yaşam biçimleri açısından içinde yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları içerir. Bu gruplar toplumun gurur duyduğu norm ve değerlere karşıt davranışlara sahiptir. Karşıt kültür kendini bir alt sektör olarak değil, alternatif olarak görür.

Karşıt kültür özellikle gençler arasında görülebilir.

Etnosentrizm

Kişinin kendi kültürünü temel olarak alması ve diğer kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirmesi demektir.

Başka kültürleri tanımadığı için kendi norm ve değerlerini üstün görür.

İnsanlar kendi ahlak anlayışlarını, evlilik biçimlerini, giyim kuşamlarını diğerlerine göre daha doğru ve kesin olarak yargılarlar. Örneğin, boks ya da güreşi en iyi spor, boğa güreşini ise sadece vahşet olarak nitelendirmek etnosentrik bir düşüncedir. “Çinliler kedi ve köpek eti yiyorlar” örneği etnosentrik düşünceye örnektir. Özetle, insan kendi kültürünü tarafsız olarak değerlendiremez. Etnosentrizm görüşü, karşılıklı anlayış ve hoşgörüyü reddeder. Olumlu yön olarak etnosentrizm, grup üyeleri arasındaki bağlılığı arttırır ancak, ayrımcılığa neden olarak küçümsemeye de neden olabilir.

Kültürel Relativizm

Kültürü yine o kültürün yapısı içinde, değer yargılarını kullanmadan tanımaya ve anlamaya kültürel relativizm denir. Her değer ve norm o kültür için anlamlıdır. Kültürleri, kendi değerleri ve normları içinde görebilirsek davranışlarını daha kolay anlamlandırırız. Kültürel Relativizm Değer yargılarımızı kullanmadan anlamak demektir. Bu kavram her zaman haklı olmadığımızı, başkalarının kültürlerine de saygılı olmamız gerektiğine işaret eder.

Popüler Kültür

Popüler kültür, geniş kitleler arasında yaygın olan kültürel kalıplardır.

Bu kültür toplumun çoğunluğu tarafından benimsenen kişileri ürünleri hatta mekanları örneğin sporu, müziği, hobilerimizi, televizyonu, sinemayı, kitapları ve dergileri kapsar. Popüler kültür aynı zamanda bizi geçmişe de bağlar. Örneğin Türk kültürü için Zeki Müren, batı kültürü için Elvis Presley çok önemli müzisyenlerdir. Her toplumun popüler kültürü kendine özgüdür. Örneğin, Japon popüler kültüründe çizgi romanlar ve bilgisayar oyunları öne çıkar. Televizyon dizileri de popüler kültür ürünlerine örnektir. Bu dizilerde kullanılan mekanlar ve aksesuarlar popüler kültürün parçası haline gelmektedir. İnsanların bu dizilere bağımlılığının nedeni, onlarla ya benzer ya da çok farklı yaşam biçimlerine sahip olmaları ya da sadece gündelik hayatın sıkıntısından kaçış olabilir.

Toplumsallaşma

İnsan davranışlarının büyük bir çoğunluğu öğrenilmiş davranışlardır. Belirli bir toplumda belirli şeylerin öğrenilmesi toplumsallaşma süreciyle gerçekleşir. Toplumsallaşma, insanca davranışların öğrenilme sürecidir. Toplumsallaşma, bireyin doğumuyla başlar. Dili, yaşadığı kültürün öğrenilmesi ve bunun gelecek nesillere aktarılmasını içerir. Toplumsallaşma, topluma yeni katılan bireylere yerleşmiş kültürü, yaşam biçimini benimsemelerinde yardımcı olur. Toplumun yeni üyelerine, o toplumda var olan görenek, değer, tutum ve davranışların ne olduğu öğretilir. Toplumsallaşma bir yaşam boyu sürer. Toplumsallaşma sürecini bireylere öğreten kurumların başında aile kurumu gelir. Toplumsallaşma bir aktarma sürecidir.

Anne-babalar öğrendiklerini çocuklarına aktarırılar. Bireysel yönden, toplumsallaşma insanın değerler kazanması ve kişiliğini bulması sürecidir.  Toplumsallaşma ile, birey doğumundan ölüme içinde yaşadığı toplumu öğrenmekte ve kişiliğini geliştirmektedir.

Toplumsallaşmanın işlevleri:

1) Sosyal ve kültürel birikimin gelecek nesillere aktarılması

2) Kişilik gelişimi

Toplumsallaşma Üzerine Görüşler

Toplumsallaşma sürecinde etkiler:

Kalıtım

Çevre

Bazı araştırmacılar toplumsallaşmayı kalıtım yoluyla açıklamaktadır.

Bu görüşe göre insan davranışı öğrenme sürecine dayanmaz, çevrenin etkisi geri plandadır.

Toplumsallaşma Üzerine Görüşler

Örneğin, zeka.

Kalıtımsal mıdır?

Yoksa toplumsal ve kültürel faktörlerden mi etkilenir?

Yalnızlığın Toplumsallaşmaya Olan Etkileri

Kingsley Davis’in incelediği toplumdan izole olarak büyüyen Anna, Isabelle ve Genie vakaları.

Anna 5, Isabelle 6, ve Genie 13 yaşındadır. Her üçü de bir veya iki yaşından sonra toplumdan soyutlanmıştır. Anna ve Genie bir odaya kapatılarak diğer insanlarla hiçbir etkileşimleri olmadan büyümüşlerdir. Isabelle ise sağır ve dilsiz annesiyle kapalı  bir ortamda diğer insanlardan uzakta büyümüştür. Bu çocuklar bulunduklarında, konuşamıyor, beslenemiyor, ya da kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyorlardı. Uzmanların yardımı sonucunda Isabelle, birkaç yıl içerisinde yazma ve konuşma becerilerini kazanmıştır. Uzun bir toplumsal izolasyondan sonra topluma uyum sağlamasında annesi ile temas halinde olmasının büyük etkisi olmuştur. Anna ve Genie ise sadece fiziksel ihtiyaçlarını karşılamayı öğrenebilmiştir. Dil becerileri ve toplumsal davranışları kazanamamışlardır. Bu iki vaka bize, insan olma sürecinde öğrenmenin rolünü göstermektedir.

Bebek, deneyim kazanma, herhangi bir dili konuşma, herhangi bir kültürü öğrenme yeteneğiyle doğar. Bu biyolojik temel olmasına rağmen yeteneklerini geliştirecek uyarıcılardan yoksun iseler konuşma vs. gibi alanlarda ilerleyemezler.

Toplum içerisinde bir rolü öğrenmede birkaç işlev birlikte yapılır. Bunlar:

Bilgi

Tekrar

Başkalarının tepkileri

Sosyal destek

Bilgi

Rolü uygulayacak bireyin belirli bilgilere sahip olması gerekir.

Örneğin, iyi bir annelik rolü için anneler sürekli bilgi alır ve çocuklarının eğitimi için eğitilirler.

Tekrar

Deneme yanılma yoluyla bireyler hataları öğrenirler.

İleriye dönük toplumsallaşma:

Çocuklar pratik yaparak, çeşitli oyunlar ile gelecekte yerine getirecekleri rolleri tekrar ederler.

Örn., evcilik oynamak.

Tekrar

İleriye dönük toplumsallaşmayla ilgili bir diğer kavram model almadır. Çocuklar takdir ettikleri, saygı duydukları kişileri kendilerine model alarak onun davranışını kopya ederler. Örneğin, sevilen bir öğretmen, ağabey ya da ablayı taklit etmek.

Başkalarının Tepkileri

Olumlu ve olumsuz yaptırımlar sonucunda bir davranış benimsenir ya da bırakılır. Bireyler çevreden olumlu tepkiler alabilmek için davranışlarını değiştireceklerdir.

Sosyal Destek

Aile, akraba ve çevrenin oluşturduğu etkileşim ağı sosyal destektir. Bireyin herhangi bir rolü benimsemesinde bu kişilerden gelen destek ve olumlu tepkiler çok önemlidir. Yaptığı davranış, çevresi tarafından benimsendiği zaman bireyin bu davranışı kabul etme ve tekrar etme olasılığı artar.

Toplumsallaşma Kurumları

Aile

Din

Arkadaş Grupları

Sportif Etkinlikler

Öğretmenler ve Eğitim Kurumları

Kitle İletişim Araçları

Çalışma Ortamı veya İş yeri

Aile:

Aile insan yaşamındaki ilk toplumsallaşma kurumudur. Bebekliğin ilk aylarından itibaren anneyle etkileşim çok önemlidir. Çocuğun gelişimiyle birlikte anne-babalar ve ailenin diğer üyeleri çocuğun davranışlarını cezalandırma ya da pekiştirme yoluyla onun gelişimine yardımcı olurlar. Dürüst, mutlu, saygılı, söz dinleyen ve güvenilir olmak her ailenin çocuğu için istediği özelliklerdir. Ancak bazen çocukların aile içinde öğrendikleri aileden aileye değişir.

Arkadaş Grupları

Çocuk, arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde onlardan birçok şeyi öğrenir.

Paylaşma, mücadele, kavga, başarı bunlardan bazılarıdır.

Dışlanmamak için arkadaş grubunun kurallarına uyarlar.

Öğretmenler ve Eğitim Kurumları

Okul yaşamı insana sadece bilgi ve beceri değil, toplumsal sorumlulukları da öğretir. Çeşitli kurallarla çocuk diğer insanlarla olan ilişkilerinde karşılaşacağı güçlükleri görmeye başlar. Kendini kontrol etmek ve rekabet öğrenilir. Öğretmenler, çocuklara ilk örnek olacak kişilerdir.

Kitle İletişim Araçları

Televizyon merkezi bir rol oynamaktadır. Aile içinde, komşuluk ilişkilerinde, okulda çocuğun üstlenmesi gereken bir dizi rol örneği sunulmaktadır. Televizyonun, şiddet eğilimini arttırdığı yolunda tartışmalar devam etmektedir.

Çalışma Ortamı ve İş Yeri

İleriki yaşlarda ortaya çıkan önemli bir toplumsallaşma kaynağıdır. Çalıştığımız iş yeri dünya görüşümüzü, değer ve normlarımızı etkiler. İçinde bulunduğumuz iş yerinin kurallarını benimsiyoruz.

Benlik ve Kendilik

Benlik, insanın kim ve nasıl olduğu hakkındaki algılamalarıdır.

Kendi varlığının bilincinde olmasıdır.

About these ads

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: